Bilim Kurgunun Tahtını Sallayan Tim Burton Kimdir ?

0
279

Yıllardır sinemanın dahi yönetmeni tahtında Spielberg’in oturduğunu kabul ediyoruz. Ancak sinema, kocaman bir dünya ve o dünyanın tek efendisinin Spielberg olmadığı da kesin! Hayal gücünün sınır çizgilerinde seksek oynayan bir yönetmen daha var: Tim Burton.

Tim Burton (Timothy William Burton), okul sıralarında kimsenin fark etmeyeceği, asosyal bir öğrencilikle karşımıza çıkıyor. Kendisini bildi bileli çizim yapan Burton, henüz 9 yaşında, çevre kirliliğiyle ilgili düzenlenen bir yarışmada ödül aldı ve bu çizim, tam bir yıl boyunca çöp kamyonları üzerinde sergilendi. Çizgilerinin hareketlendiği ilk vakit diyebiliriz buna! Lisenin ardından California Institute of the Arts’dan (Kalifornia Sanat Enstitüsü) mezun olan Burton, ilk işine Disney’de animatör olarak başladı.

1981 yılında The Fox and the Hound ve 1985 yılında The Blaek Cauldron animasyonlarının yapımında yer alırken, Disney ona kendi animasyon filmini yapma imkanı tanıdı. Ortaya Vineent isimli kısa animasyon filmi çıktı. Birçokları tarafından Burton’ın iç dünyasını yansıttığı söylenen filmin konusu, Vincent Price gibi olmak isteyen yine Vincent (Malloy) adlı bir çocuğun yaşadıkları idi. Bir başyapıt olarak anılacak animasyonda Burton’a has şiirsel anlatım ve gotik öğeler yer alıyordu. Bu animasyon, ileride kendi tarzını tanımlayacak verileri izleyicilere sunuyordu.

Burton’ın, Vincent’dan önce 1971 yılında hazırladığı The Island of Doetor Agor ve 1979 yılında hazırlanan Stalk of the Celery adlı iki animasyonu olmasına rağmen, bu anirnasyonlann başarısızlığı dolayısıyla Vincent, Burton’un ilk animasyon filmi olarak adlandırılır. Vincent’ın ardından gelen, her ikisi de 1982 yılında yönettiği Hansel ve Gretel ile Luau, yeterince başarılı sayılmadı. Bu ikisinden sonra Frankenweenie adındaki 30 dakikalık film, çocuklar için uygun olmadığı gerekçesiyle yayınlanmadı. 1985 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan Pee Wee’s Big Adventure, beklendiğinden büyük bir başarı sağladı. Tim Burton’ın ünlü olma yolunda Vincent’dan sonraki ikinci basamak oldu denebili . Filmde, Michael Keaton’un yanı sıra Geena Davis, Alec Baldwin ve Winona Ryder gibi isimler de rol aldı. Filmin müziklerini yapan Oscar ödüllü besteci Danny Elfman, Burton ile daha sonra pekçok kez çalıştı. Beetlejuice, Burton’a sinemada başarının altın anahtarını verdi. Filmin vizyona girmesinden sonra Warrıer Bros., Burton’a dönemin en çok okunan ve ilgi çeken çizgi romanı Batman’in sinemaya uyarlanması projesini teslim etti. Tim Burton için Batman, biçilmiş kaftandı.

Batman ile Burton birbirleriyle eksiksiz bir bütün oluşturdular. Burton’ın ünü ve yeri sabitlenmişti artık … Batman’in hemen ardından, 1990 yılında Burton, yalnız, toplumdan soyutlanmış bir karakterin üzerine kurulu olan Edward Seissorhands (Makas Eller) filmini çekti. Birçok filmde olduğu gibi gotik yaklaşımının için serpiştirilmiş komedi öğeleri içeriyordu Makas Eller .: Bu filmde Burton, daha sonraki filmlerinin çoğunda birlikte çalışacağı, hatta çocuğunun vaftiz babası olacak Johnny Depp ile çalıştı. Pee Wee’s Big Adventure’dan sonra üç yıllık bir sessizliğe gömülen Burton, bu sessizlikten 1988 yılında, bir neslin hafızasına kazınacak Beetlejuiee (Beterböcek) ile çıktı. Michael Keaton’ın baş rolünde yüksek performans sergilediği film, kendi adına da, Burton adına da büyük başarı elde etti. Beetlejuice, Tim Burton’ın hayal dünyasını serbestçe yansıtabildiği önemli filmlerin başlangıcı oldu bir bakıma.

Nightmare Before Christmas, 1993 yılında geldi. Film belki o esnada üstün bir gişe başarısı yakalayamadı ama 2000′lerin sonlarında, çizgiler ve karakterler itibarıyla oyuncak ve aksesuar olarak karşımıza çıktı ve epey de ciddi bir hayran kitlesi var. Dünyanın ilk step-motion filmi olan Nightmare Before Christmas’ın yönetmen koltuğunda Henry Selick vardı. Makas Eller’deki Johnny Depp birlikteliği, 1994 yılında Ed Wood filmini yarattı.

Film beklenen gişe başarısını yakalayamasa da, Martin Landaubu filmle Oscar aldı. Tim Burton’ın karanlığından uzak bir film geldi Ed Wood’un ardından: Mars Attacks! Ünlülerden oluşan kadrosu (Jack Nicholson, Pierce Brosnan, Michael J. Fox gibi) ve yüksek bütçesine rağmen film başarılı olmadı. Bunun üzerine tekrar kendine yoğunlaşan Burton, yine Johnny Depp ile birlikte çalıştığı korku filmi S/eepy Hollow’u çekti. Hedeflediği ilgiyi bulan film sonrası Burton, kendi dünyasına ait yapımlara daha cesurca yöneldi. Bu arada, 1997 yılında, istiridye çocuğunun Hüzünlü Ölümü ve Diğer Hikaye/er adlı kitabı yayınlandı.

2001 yılında, şu andaki eşi ve çocuğunun annesi olan Helena Bonham Carter ile tanışacağı Maymun/ar Gezegeni filmini yeniden sahneye koydu. 2003′te Big Fish ile hayranlarını şaşırttı. Başarılı bir film olan Big Fish, Burton’ın karanlık dünyasından uzaktı ancak gayet başarılıydı. Bu filmin ardından gelen Charlie and the Choco/ate Factory, Burton’ın tarzından vazgeçmeyeceği konusunda sevenlerine derin bir nefes aldırdı. Bu film, aslında 1971 yapımı bir çocuk filmiydi ve asıl ismi Willy Wonka & The Chocolate Factory idi. Film, Roald Dahi’ın romanından beyaz perdeye aktarılmıştı. Johnny Depp’in, oyunculuğuyla bu filme katkısının yine ne kadar büyük olduğunu es geçmemek gerek.

2005 yılında, Helena Bonham Carter ve Johnny Depp’in seslendirdikleri Corpse Bride (Öıü Gelin), Victor Van Port ve Victoria Everglot adlı karakterlerin evlilik hazırlıkları esnasında yaşadıkları olayları konu alıyordu. 2007′de ise yine favori ikilisini ayırmadan, Sweeney Todd: The Demon Barber of F/eet Street (Sweeney Todd: F/eet Sokağı’nm Şeytan Berberi) ile karşımıza çıktı. Stephen Sondheim’ın ödüllü müzikalinden yola çıkılarak çekilen filmde olaylar, 19. yüzyıl Londra’sında, usturasını intikam için bileyen bir berber çevresinde dönüyordu.


CEVAP VER