Fransa/Paris Notre Dame Katedrali İnşaati/Tarihçesi/Önemi

0
1882

Victor Hugo’nun ve Fransız romantizm akımının en ünlü eserlerinden biri olan Notre Dame’ın Kamburu’nu bilmeyen yoktur. Hüzünlü bir aşk hikayesini anlatan eserin başkahramanlarından biri, Quasimodo adında bir zangoçtur. Çirkin bir bebek olarak dünyaya geldiği için ona bu adı uygun görmüşlerdir, yani “tamamlanmamış, eksik” anlamına gelen Quasimodo adını. Bu küçük çocuk büyüyünce Papaz Frollo onu kilisenin zangocu yapar. Ama Quasimodo’nun çaldığı çanın sesi öyle yüksektir ki Quasimodo bir süre sonra sağır olur. Yıllar yılı çanını çaldığı katedral ise Notre Dame Katedrali’nden başkası değildir elbette. “Güzel ve çirkin” teması üzerinde ilerleyen bu eserde Quasimodo ne kadar çirkinse, Notre Dame Katedrali de bir o kadar güzel tasvir edilir.

Quasimodo

Quasimodo, Victor Hugo tarafından 1831’de yazılan Notre Dame’ın Kamburu romanında çingene Esmeralda’ya aşık olan çirkin, kambur, aksak ve sağır zangoç’dur.Romandaki Quasimodo, vahşi ve asil ruhluluğun trajik bir örneğidir.

Quasimodo ağır fiziksel sorunlarla birlikte doğmuştur. Hugo, Quasimodo’nun sağ gözünü kapatan iri bir siğilden başka sırtında da kambur olduğunu tasvir eder.4 yaşına doğru ebeveynleri tarafından Notre Dame Katedrali’nin merdivenlerinde terkedilmiştir, çirkinliği sebebiyle kimse almak istemeyince rahip Claude Frollo tarafından evlat edinilmiş ve Claude Frollo, paskalya sonrası ilk pazar günüyle ilgili olarak adını Quasimodo koymuştur. Büyüyünce katedralin çanlarını çalmakla görevlendirilen Quasimodo çan sesleri yüzünden zamanla sağır olur.

 Sürekli çirkinliğiyle alay eden halkın içine karışmaktan hiç hoşlanmaz. Zamanla insanların her söylediğini bir alay veya lanet saymaya başlamış, insanlara duyduğu kin her gün büyümüştür. Sağırlığı sebebiyle sadece yalnız kaldığında bozduğu bir suskunluğa gömülmüştür. Notre Dame Katedrali’nin çan kulesi en sevdiği yerdir. Marie adını verdiği büyük çan en büyük neşe kaynağı ve sevgilisidir. Çingene kızı Esmeralda’yı görüp ona aşık olana kadar.

1997 yapımı Notre Dame’ın Kamburu filminde Esmeralda rolünü ünlü oyuncu Salma Hayek canlandırmıştı.

 Romanın konusunun ilk kıvılcımlarının da Notre Dame Katedrali’nde parladığı söylenir. Victor Hugo, bir gün Notre Dame’da gezip katedralin detaylarını araştırırken birden dikkatini duvarlardan birinde bulunan, oldukça büyük Gotik tarzda puntolarla yazılmış ve duvara derince kazınmış Yunanca bir kelime çeker: ANAΓKH. Eski Yunanca’da “kötü talih” anlamına gelen bu kelimeyi okuyan Hugo “Eski kilisenin alnına bir suç ya da cinayet damgasını vurmadan bu dünyayı terk etmek istemeyen ve acı içinde kıvranan ruh acaba kimindi?” diye düşünmeye başlar ve cevap arayışları bu ölümsüz eserin konusu için esin kaynağı olur yazara.

 Sivri çatılarıyla ve kuleleriyle göğe doğru yükselen, bu dev boyutlu Gotik katedralin böylesi önemli bir esere mekân olarak seçilmesi de rastlantı değildir elbette. 19. yüzyıl başlarında, Paris’te süregelen yoğun şehir planlaması çalışmaları kapsamında Notre Dame de Paris Katedrali bakımsız olduğu öne sürülerek yıkılmak istenmiş. Halkın ilgisizliğini gören Hugo ise katedrale ilgi çekmenin yolunu en iyi yaptığı şeyde, yazmakta bulmuş. Roman halk arasında büyük ilgi görünce katedral yıkılmaktan kurtulmuş ve restorasyon çalışmaları başlamış. Böylece hem dünya edebiyatına hem de müzikallere unutulmaz bir eser kazandırılmış. Müzikal zamanla romanla özdeşleşmiş ve müzikalin Belle, Dechire ve Tu Va Me Detruire gibi şarkıları unutulmazlar arasına girmiş.

Gotik tarz mimarinin ilk ve en önemli örneklerinden biri olan Notre Dame Katedrali Paris’i ikiye bölen Seine Nehri’ndeki Cité Adası üzerindedir. Gotik dönem boyunca yapımı sürmüş, daha sonraki yıllarda da yenilenmiş olan katedral; günümüzde turistlerinin akınına uğramasına rağmen Paris Başpiskoposluğu’na ev sahipliği yapmaktadır.

 Fransız gotik mimarisinin en güzide örneği olarak bilinen Notre Dame, ayrıca ilk gotik katedrallerden biridir ve gotik dönem boyunca inşası sürmüştür. Heykellerin ve işlemeli camların orta çağ Roma mimari üslubundan sonra pek görülmemiş bir dünyevilik içermesi, natüralizm akımının eserlerdeki ağır etkisi sebebiyledir.
Turistler açısından popüler bir yer olmasının yanı sıra, halen bir Roma Katolik katedrali olarak kullanılır ve Paris başpiskoposluğuna ev sahipliği yapar.

Batı Cephesi

Katedralin en ünlü kısmı Batı Cephesi’dir. Yapımı 50 yıla yakın sürmüş olan bu cephede Güney ve Kuzey Kuleleri bulunur. Cephenin yüksekliği kulelerle birlikte 63 metreyi bulur, genişliği ise 41 metredir. Cephe genel olarak iki kule, bir Gül Penceresi, Büyük Galeri, Krallar Galerisi, Meryem Ana figürü ve üç büyük kapıdan oluşur.

 Batı Cephesi’nin en önemli kısımlarından biri Güney Kule’de bulunan ünlü Emmanuel Çanı’dır. Çan, katedralin en eski parçasıdır.

Galerie des Chimères (Büyük Galeri), iki kuleyi birleştiren ve ünlü chimère’lerin sergilendiği kısımdır.

Büyük Galeri’nin hemen altında ve cephenin ortasında Batı Gül Penceresi bulunur. Bu pencere dönemin vitray sanatının en dikkat çekici örneklerinden biridir. Vitraylı camların içeriye verdiği renkli ışıklar katedralin ruhani atmosferine katkı yapar. İşlemelerle süslü bu pencerenin önünde bir ölümlü olan Meryem’in ve hem ölümlü hem de tanrı olan İsa’nın heykelleri bulunur.

Kuzey ve Güney Gül Pencereleri

 Gül pencereler (rose window) kiliselerde ve özellikle gotik katedrallerde görülen, genellikle ön cephede, yuvarlak pencerelerdir. renkli camlar, desenler ve resimlerle süslü pencerelerde yine oymalar ve desenlerle süslenmiş çerçeveler kullanılır.

Notre Dame’ın iki kanadında bulunan bu pencereler geç gotik dönem bir tarza sahip olup 1250-1260 yılların arası yapılmıştır. Tarz batı façadedeki gömülü olan pencerenin aksine bunların duvarda kabarık bir şekilde durmasından anlaşılır, ki batıdaki pencere erken gotik dönem eseridir. Güneydeki pencerede Yeni Ahit’ten “İsa’nın zaferi” hikâye edilir.

Bu pencereler katedraldeki sayılı renkli camlı pencerelerden olması açısından dikkat çeker, ve Avrupa’da özgün eserler olarak kalmayı başarmışlardır.

Krallar Galerisi, Yahuda’nın 28 kralının heykellerinin sergilendiği bir koridor şeklinde uzanır. Galeride bulunan heykeller Fransız Devrimi’nde büyük zarar görmüştür. Bunun sebebi ise; o dönemde bu heykellerin Fransız krallarına ait heykeller olduğunun ve Kraliyet sistemini sembolize ettiğinin düşünülmesidir.

Krallar Galerisi’nin altında ise 3 adet büyük kapı bulunur. Ortadaki kapı Son Hüküm Kapısı, bunun sağındaki kapı Azize Anne Kapısı ve orta kapının solundaki kapı ise Meryem Ana Kapısı’dır. Her bir kapıda, kapının adının hikâyesi kabartmalı figürlerle resmedilmiştir.

Yapımı

1160 yılında Paris katedrali “Avrupa’nın krallarının bölge kilisesi” olduktan sonra Piskopos Maurice de Sully tarafından “mağrur görevi için yetersiz” bulundu ve “Paris piskoposu” unvanını aldıktan kısa süre sonra Sully katedrali yıktırdı. Efsaneye göre Sully Parisin yeni görkemli kilisesinin hayalini görmüş ve orijinal kilisenin dışına bu görüntüyü çizmiştir. Kilisenin yapımı için birçok evi yıktırmış ve malzemelerin taşınabilmesi için bir de yeni yol açtırmıştır.

1163’te Kral VII. Louis’nin hükümdarlığı döneminde başlamış olan inşaatın temel taşını Maurice de Sully’nin mi, yoksa Papa Alexander III’ün mü koyduğu tartışma konusudur, fakat her ikisinin de ilgili seremonide hazır bulunduğu bilinmektedir. Piskopos Sully ömrünün büyük kısmını ve parasını katedralin inşaatına vakfetmiştir.

Notre Dame’ın Gargoylelerinden biri

Batı cephenin ve çarpıcı iki kulesinin yapımı 1200 yılları civarında, sahın henüz tamamlanmadan başladı. Yapım süreci boyunca çok sayıda mimar çalıştı, ki değişik yüksekliklerde görülen değişik stillerin sebebi budur. 1210 ve 1220 yılları arasında dördüncü mimar gül pencerenin hizasını gördü ve 1245 yılında kuleler tamamlandı. Katedralin tamamlanması ise 1345’e uzanır.

Yıllar boyunca kiliseye pek çok org getirildiyse de, hiçbiri binanın yapısına uygun olmamıştır. İlk uygun org Cliquot tarafından 1700’lü yılların başlarında tamamlandı. Cliquot’nun eserinin bir kısmı günümüze kadar dayanmıştır, fakat org 19. yüzyılda Aristide Cavaille-Coll tarafından büyük ölçüde yeniden yapıldı. Ne katedral, ne de org Paris’in en büyüğü olmamasına rağmen Notre Dame’ın piyanisti şehrin en kıdemlisi addedilmiştir. Bu konuda 18. yüzyılda öyle bir rekabet olmuştur ki, dört piyaniste unvan verilmiştir, ve her biri yılın üç ayı boyunca çalmıştır. Kilisenin en iyi piyanisti 1900-1937 yılları arasında çalan Louis Vierne olarak görülür. Daha sonradan çalan orgçular, özellikle Pierre Cochereau orga önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yine de orgun orijinal tınısı bugün dahi Cavaille-Coll versiyonuna aittir, ve org yaptığı en iyi enstrümanlardan biri olarak kabul edilir.

Katedrale dair birkaç etkileyici rakam:

Kulelere çıkan merdivenler: 380 basamak
Kulelerin yüksekliği: 69 metre
Çan kulesinin yüksekliği: 96 metre
Ana kubbenin yüksekliği: 43 metre
Güney Kulesi’nde her biri yaklaşık 1-2 ton ağırlığında 4 çan vardır.
Güney Kule’deki Emmanuel adlı çan, tam 13 tondur.

Yapılış zaman çizelgesi

1160 Piskopos Maurice de Sully (Paris piskoposu) orijinal katedralin yıkım emrini verir.
1163 Temel taşı koyulur – yapım başlar.
1182 Apsis (Apse) ve koro bölümü tamamlanır.
1196 Nave (bir kilisenin orta bölümü) tamamlanır. Piskopos de Sully ölür.
1200 Batı Façade’de çalışma başlar.
1225 Batı Façade tamamlanır.
1250 Batı kuleleri ve Kuzey gül pencere tamamlanır.
1250–1345 Geri kalan kısımlar tamamlanır.

 19. yüzyıl başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini çekmek için Notre Dame’ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.

Ayrıca roman müzikale dönüştürülmüştür. Müzikalin ismi de Notre Dame de Paris’tir. Bu müzikalin Belle, Tu Vas Me Detruire, Déchire gibi şarkıları klasikleşmiş, romanla bütünleşmiştir.

Yolunuz birgün Paris’e düşer ve ziyaret etmek istersiniz, o halde belirtelim.. 
Katedral hafta içi her gün sabah 08:00’den akşam 18:45’e kadar açık. Cumartesi – Pazar günleri ise kapanış saati 19:15. Katedrale giriş ücretsiz. 
Girişteki resepsiyondan katedral hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Resepsiyon Pazartesi – Cuma sabah 09:30’dan 18:00’e kadar, hafta sonu ise sabah 09:00’dan akşam 18:00’e kadar hizmet verir. 
Katedral hâlâ aktif bir ibadethâne olarak işlev gördüğünden ziyaretçiler isterlerse rahiplerle görüşebilmektedir. Dileyenler şapel resepsiyonunda bir rahiple konuşabilir ve Hristiyanların “günah çıkarma” ritüelini yerine getirebilir. Rahipler; Fransızca, Almanca, İngilizce ve İspanyolca dillerinde ziyaretçilerini ağırlayabiliyorlar. (Hafta içi ve Cumartesi günü sabah 10:00‘dan 12:30’a, Pazar günü ise 15:00’den 19:00’a kadar.) 
Katedrali bireysel olarak gezecek olanlar audio guide’lardan (sesli tur cihazları) yararlanabilirler. Katedral girişindeki resepsiyondan edinilen bu 35 dakikalık sesli tur; katedralin tarihine, mimari özelliklerine ve pencerelerine dair önemli bilgileri Fransızca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, İtalyanca dillerinde ziyaretçilere sunuyor. Bu hizmeti Pazartesi – Cumartesi sabah 09:30 ve 18:00 saatleri arasında, Pazar günleri ise 13:00’den 18:00’e kadar alabilirsiniz.


CEVAP VER