İlginç ve Şaşırtıcı Bilgiler Serisi 4

0
1316

Dünyanın en tehlikeli ve saldırgan karınca türü olarak bilinen “Amazon Ateş Karıncasının” ışık mikroskobu altında 40 defa büyütülmüş hali. Amazon Ateş Karıncaları milyonlarca bireyin yer aldığı dev koloniler halinde yaşarlar. Bu karınca türünün kolonisi Amazon ormanlarında sürekli yer değiştirmektedir. Oldukça güçlü çenelere sahip olan bu karıncalar avlarına aniden saldırıp, gözlerine doğru oldukça acı veren bir kimyasal toksin fışkırtarak önce kör olmasını sağlarlar. Ayrıca Amazon Ateş karıncaları avının etini ıssırdıkları anda başları kopartılsa bile yaklaşık 30 dakika süre ile ıssırmaya devam edebilmektedir. 

 

“Unidentified Anglerfish”, Tanımlanamayan Fenerbalığı. İlk defa 2009 yılında Çinli bir araştırma ekibi tarafından Dünyanın en derin noktası Mariana çukurunda 2550 metre derinlikte görülmüştür. Çekilmiş tek fotoğrafı bu olan balığın anatomisi ve fizyolojisi hakkında pek az bilgiye sahibiz. Ancak deniz biyologları bu balıkların 4000 metreye kadar inebildiğini düşünüyorlar. 

Fotoğrafta bir mikroskop altında çekilmiş Aulacantha scolymantha görülmektedir. Aulacantha scolymantha protozoa aleminde sınıflandrılmış tek hücreli bir ökaryot canlıdır. Bu canlılar biyologların her daim ilgisini çekmiştir. Onu ilgi çekici yapan özelliği kromozom sayısıdır. Aulacantha scolymantha tek hücreli canlıların kromozom sayısı 1600’dür. İnsanların kromozom sayısını 46 olarak düşündüğümüzde bu sayı bir hayli yüksek. Peki bu canlılar insanlardan daha mı gelişmiştir? Cevap hayır. Çünkü bir canlının kromozom sayısının büyük oluşu o canlıyı gelişmiş yapmaz. Ancak Biyologlar ve genetikçiler 1980’li yıllara kadar insanların gelişmiş bir beyne ve zekaya sahip olmasından ötürü en büyük kromozom sayısına sahip canlı olduklarını düşünüyorlardı.

Fotoğrafta beyaz renkte görülen yaklaşık 30 km çapındaki kraterin adı Adivar krateridir. Komşu gezegen Venüs’te bulunan bu krater 07 Şubat 1996 tarihinde Macellan uzay aracı tarafından keşfedilmiş olup, NASA tarafından Dünyaca ünlü Türk yazar Halide Edip Adıvar’ın ismi verilmiştir. 

“Futbol balığı”, bilimsel adı “Himantolophus paucifilosus”. İlk defa 2009 yılında Çinli bir araştırma ekibi tarafından Dünyanın en derin noktası olarak bilinen Mariana çukurunun 3860 metre derinliğinde görülmüştür. Fotoğrafta görülen bu balığın anatomisi ve fizyolojisi hakkında pek az bilgiye sahibiz. Ancak deniz biyologları bu balıkların 4000 metreye kadar inebildiğini düşünüyorlar. 45 cm uzunluğunda olan bu hanımefendinin cinsiyetinin dişi olduğu, karnının şiş olmasından dolayı anlaşılıyor. Bir derin su balığı olan Futbol balıkları Dünyada hint okyanusu ve büyük okyanusta özellikle derin bölgelerde yaygın olarak görülürler. Futbol balıkları Himantolophidae familyasında sınıflandırılmış 19 türleri bilinmektedir.

 

Ay’ın karanlık yüzündeki Daedalus krateri. Çapı 93 km, derinliği 3 km olan kraterin bu fotoğrafı Apollo 11’in Ay yörüngesinde dolanan komuta modülü pilotu astronot Michael Collins çekmiştir.

 

Bu hamile yarı-saydam derili kurbağa, “kayıp” kabul edilen 5 Amfibi (hem karada hem su da yaşayan) türü canlıdan bir tanesi. Son zamanlarda Kongo Cumhuriyeti’nde görülerek “tekrar” keşfedilmiş oldu.

 

Bir ahtapot türü: Dumbo Octopus.
Görüldüğü yer: Mariana Çukuru
Derinlik: 3867 metre
Boyu: Yaklaşık 0,2 metre
Dünya da Grimpoteuthis cinsinde 14 türde sınıflandırılmışlardır. 

Kırmızı çilekle aynı genetik yapıya sahip, tadı ve kokusu ananas gibi olan beyaz çileğin üzerindeki çekirdekçikleri kıpkırmızıdır. Serada yetiştirilen bu çilek türü olgunlaştıkça yeşilden beyaza dönmektedir. Kolayca üretilen bu meyve, şubat ve mart aylarında cam seralarda 18 – 21 C (65 – 70 F) sıcaklıklarda yetişir. Tohumu ülkemizde zor bulunur. İnsanlar tarafından yapay olarak üretilmiştir.

 

“Pullu dragon balığı”, bilimsel adı “Stomias boa”. İlk defa 2007 yılında Japon bir araştırma ekibi tarafından Dünyanın en derin noktası olarak bilinen Mariana çukurunun 1370 metre derinliğinde görülmüştür. Fotoğrafta görülen bu balığın anatomisi ve fizyolojisi hakkında pek az bilgiye sahibiz. Ancak deniz biyologları bu balıkların 1500 metreye kadar inebildiğini düşünüyorlar. 32 cm uzunluğunda olan bu balıklar gece avlanır. Bir derin su balığı olan Pullu dragon balıkları Dünyada büyük okyanusta özellikle derin bölgelerde yaygın olarak görülürler. Yılan balıkları ile yakın akraba olan Pullu dragon balıkları Stomiidae familyasında sınıflandırılmış 4 türü bilinmektedir.

 

Vampir kalamarlar ilk olarak 300 milyon yıl önce Dinozorların karşısına çıktılar. Bu süre içinde onlar çok değişikliğe uğramadı. Ve onlar yaşayan fosil olarak kabul edilirler.

 

Saldırgan Kırmızı Karıncalar ve ağustos böceği

Foto: Andiyan Lutfi

 

Ağaçlarda yaşayan Cüce Maymun (İpek Maymun), dünyanın en küçük maymun türüdür. En fazla 12 cm uzunluğa ve 168 gram ağırlığa kadar ulaşabilmektedir. Ortalama 5-6 yıl yaşayabilmektedirler.

 

Karşınızdaki insan size yalan söylüyorsa, konuşurken ya burnuyla ya da saçıyla oynayacaktır. Çünkü korku ve endişeyle yükselen kan basıncı, bu bölgelerde kaşınma ve dokunma hissi oluşturur.

 

Fotoğrafta, henüz 1 haftalık olan bir baykuş yavrusu görülmektedir. Yaşayan tüm kuş türleri mavi rengini ve mavi tonları asla göremezler. Ancak baykuşlar, mavi ve mavi tonları görebilen tek kuş türüdür.

 

Psychotria elata, Rubiaceae familyasında sınıflandırılmış bir bitki cinsidir. Rubiaceae familyasında yaklaşık 1900 tür tanımlanmıştır. Bitkiyi ilginç kılan özelliği çiçeğidir. Çiçekleri kırmızı renkte dudak biçimindedir. Bitki çoğunlukla Afrika kıtasında görülür. Ancak Güney Amerika da görülmüştür. Afrikadaki yerli halk tarafından kırmızı kadın dudağı bitkisi olarak da tanınır. Tropikal iklimlerde yaşayabilmektedir. Bol su seven bir bitkidir.

Geko kertenkelesi adlı sürüngen gözlerini yalayarak su içer. 

İnsanı Boğmayan Göl! “Lut Gölü”

Lut gölünün tuzluluk oranı %27’dir. Tuz gölünün tuzluluk oranı % 24’tür.
Bu yüzden hiçbir canlı böyle bir suda yaşayamaz.
İnsan istese de suya batamaz; suyun yoğunluğu insanı kaldırır. Hatta bu gölün üzerinde rahatlıkla batmadan oturulabilir.

 

Bir çift ev faresinin, Dünya’ya yılda 5000, dört yılda 20 bin tane yavru meydana getirmektedir. Dünyanın en çok yavru getiren memelisi ünvanı’nı elinde bulundurur.

 

Balda hiç bir mikroorganizma canlı kalamaz. Bunun için bal, asırlardır yanık, yara ve deri ülserlerini iyileştirmek için kullanılmıştır. 

Aşık olduğumuzda beynimiz “phenylethylamine” üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Ayrıca bu kimyasal madde doğal olarak çikolatada da vardır. 

Kanguru’lar, hamileyken ilişkiye girdiğinde yeniden hamile kalabilen tek memeli cinsidir. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi dişi kangurunun hamilelik süresinin kısa oluşudur. Yaklaşık 40 gün. İkincisi ise hamileyken regl olup yumurta üretebilir.

 

İçtiğimiz suların yaklaşık 4 milyar yaşında olduğunu biliyor muydunuz?

Photoshop gibi duran Mavi Çilek, İnsan eliyle yapılmış ilk meyve özelliğine sahip organizmadır. İlk olarak 1993 yılında Princeton Üniversitesinden Moleküler Biyolog Dr. David Leed tarafından çileğin DNA’sında renk pigmentlerini üretimini sağlayan genlerde yapılan değişiklikler sonucunda üretilmiştir. Tat ve koku olarak bir farkı bulunmayan mavi çileğin üretimi 1997 yılında ABD Sağlık Bakanlığının kararıyla durdurulmuştur.

 

Krubera Mağarası Dünya’nın en derin mağarasıdır. Gürcistan’ın Abhazya sınırları içindeki Arabik Masifi (Arabika Massif) denilen bölgede bulunan, kalker ve kireçtaşı kayaç yapısıyla Jura devrine dayanan bir doğa harikasıdır. Derinliği 2191 metre (7188 feet) dir. 1960 yılında keşfedilmiştir.

 

Gözler açık tutularak hapşırmak imkansızdır. Ayrıca hapşırma anında kalp ve metabolizmamız 0,8 sn kadar durmaktadır. Son olarak hapşıran kişi asla eliyle yada mendil ile hem burnunu hemde ağzını aynı anda kapatması çok yanlıştır. Sadece ağzını kapatmalıdır. Aksi halde kişi basıncın geri tepmesiyle akciğerlerin patlaması sonucunda kendi kanıyla boğularak ölebilir.

 

Ortalama yetişkin bir insanın günde 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketmesi gerekir. Sağlık bir insan vücudunda yaklaşık 600 bin civarında ter bezi bulunur. Erişkin bir insanda 206 kemik vardır. 26 omurgada, 25 kaburgalar ve sternum, 22 başta, 1 hiyoid, 64 üsttaraf, 62 alttaraf, 6 kulak kemikleri, toplamda 206. Ayrıca yetişkin sağlık bir insanın vücudunda 6 litre kan dolaşır.

Kosta Rika’da yaşayan bu dev yaratığın adı gergedan böceğidir. Bokböceği (Scarabaeidae) familyasında sınıflandırılmış olan ve oldukça yavaş hareket eden bu böceklerin çok sert kitin yapıda bir zırhı bulunmaktadır. Tehlike anında çok pis bir koku bırakan gergedan böceklerinin çeneleri oldukça güçlüdür. Dünyanın en güçlü böcek türü olarak da bilinirler. Dişileri erkeklerine göre çok daha büyüktür ve 20 cm’ye kadar büyüyebilmektedir. 

Ay’ın görünmeyen yüzü. Bazı insanlar Dünya ile aynı hızda ve periyotta dönmesi nedeniyle bu yüzünü hiç görmediğimiz Ay ile ilgili türlü türlü söylemlerde bulunurlar. Bazı bilim karşıtı insanlar Ay’ın görmediğimiz bu yüzünde 1970’li yıllarda ABD’lilerin Uzaylılara ait büyük bir üs görüp korktukları için Apollo programını iptal ettiklerini iddia ederler. Oysaki bu fotoğrafta da görüldüğü gibi tamamen saçma ve yanlış bir söylemden başka birşey değildir.

İnsan kulağına birebir benzeyen bu ilginç canlı türü aslında bir mantardır. Jadas mantarları insan kulağına benzemesinden ötürü büyük ilgi çekiyor. Dünyada yaygın halde bulunmaktadır. Nemli ve serin bölgelerde yaşamaktadırlar. Zehirlidir. Bu sebepten ötürü toplanması birçok ülkede yasaklanmıştır.

Bir insan eli ve koluna ait damarların reçineleşmiş hali. Bu gerçek bir insan eli ve kolu olup içine sıvı plastik reçine enjekte edilerek bu hale getirildi. Deri soyulduktan sonra Plastik reçine kan damarlarını doldurunca asit içinde atılır, doku kendini bırakarak çözülür. En sonunda da kemikler çıkarılarak bu hale getirilir.

Bu fotoğraf NASA’nın Spitzer Uzay Teleskobu tarafından 22 Mayıs 2013 tarihinde Güneş’te görüntülenmiştir. Fotoğrafta dev bir güneş patlaması görülüyor. Bu patlama öyle büyüktür ki görülen halka içine 15 tane Dünya gezegeni sığabilir. Bu patlama sonucu güneşin manyetik alanı halka biçiminde görülebilmektedir. Patlama sonucunda uzaya yüz binlerce ton hidrojen saçılmaktadır. Bu duruma Güneş rüzgarı da denir. 

2002 – 2011 yılları arasında ESO’da (Avrupa Güney Gözlemevi) yapılan gözlemlerde Sagittarius A isimli süper kara deliğinin çapı 0.3 AU (44 milyon kilometre) olarak, kütlesinin de Güneş’ten 4 milyon kez daha ağır olduğu anlaşıldı. Dünya’dan 26 bin ışık yılı uzaklıkta yer alan süper kara deliğin varlığı, merkez etrafında dönen 28 farklı yıldız hareketinin gözlemlenmesi sonucunda ulaşıldı. 

 

Myrmarachne Formicaria, karıncaların hareketlerini taklit eden bir örümcek cinsidir. Taklit etme yeteneği üst düzey olduğu için karıncalar ile bu örümcek familyasındaki canlıları sadece ayak sayılarından ayırt edilebiir. Bu canlının Latince ismi çevirisi ise ”karınca örümceğidir.”

 

Bir karınca kendi ağırlığının 10 katı ağırlığı kaldırabilir. Bu da bize kıyasla oldukça yüksek bir orandır. Bugün yaşayan tüm karıncaların toplam ağırlığının, yaşayan tüm insanların ağırlığından daha fazladır. 

 

Su ayıları, uzayın zorlu şartlarına uyum sağlayabilen mikroskobik canlılardır. Genellikle tatlı suların ve nemli alanların olduğu bölgelerde yaşamlarını sürdürürler. Ortama oldukça çabuk adapte olabilmektedir. Su ayılarının toplamda 960 farklı türü bulunmaktadır. Görüntü ise SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) tarafından çekilmiştir.

Denizatı ve yılan iğnesi türleri erkek hamileliğinin görüldüğü tek türler olarak bilinmektedir. Denizatı, alt vücuttaki arka yüzgeç ve kafada solungaçların yanındaki göğüs yüzgeçleri ile tam bir balıktır. Bazı deniz atı türleri kısmen saydamdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve resimlerde pek sık görülmezler.

 

Kabuğu kırmızı ve hafif pembe tonlarında olan bu muzlar, genetiği değiştirilmiş ürünler değildir. Kırmızı muzlar genel olarak Asya ve Güney Amerika çevresinde bulunur. Her ne kadar bizim ülkemize pek ithal edilmese de Dünya genelinde satılan bir muz cinsidir. Kırmızı muzların şeker oranı düşük olduğundan, şeker hastaları için doktorlar daha çok kırmızı muzu önermektedir. Muzun kırmızı, mor ve pembe tonlarında olmasının sebebi ise sıcaklık farkından kaynaklanmaktadır.

Açıklama: Bu fotoğraf, bir elektron mikroskobuyla 650 kere büyütülerek görüntülenmiştir. Fotoğrafta, meme kanseri hücrelerinin kümelenerek sağlıklı hücreleri nasıl yok ettiği görülüyor. Ölen hücreler sarı renkte görülmektedir. Her hücre 15 mikrometre büyüklüğündedir. Fotoğraf 26 Kasım 2012 tarihinde Onkoloji Uzmanı Dr. Annie Cavanagh (Cambridge Üniversitesi) tarafından görüntülenmiştir. 

 

İpekböceği tırtılının taramalı elektron mikroskobu (SEM) altında 30 kere büyütülerek çekilmiş ve renklendirilmiş bir fotoğrafı görülüyor.

Bahar aylarına girerken taze dut yaprakları üzerindeki yumurtalardan larva halinde çıkan tırtıllar sık tüylü ve siyahtır. Büyük bir iştahla devamlı dut yaprağı yerler ve dört beş defa gömlek değiştirerek bir birbuçuk ayda 7 veya 8 santime ulaşırlar. Büyüdükçe renkleri açılır ve tüyleri kaybolur. İyice büyüyüp de hücrelerine yerleşince üst dudağındaki delikten iplik halinde zamk gibi bir sıvı çıkararak kozasını yapmaya başlar. Tırtıl önce kozanın dış kısmını sonra kendi vücudunun etrafını örmeye devam eder ve görünmez olur. Eğer kendi haline bıraklırsa iki üç hafta içinde kelebek haline gelerek ördüğü kozayı parçalar ve dışarı çıkar. Bu yüzden kozayı parçalamadan kozalar sıcak suya atılır veya sıcak su buharına tutularak tırtıl öldürülür. Böylece ipek kozaları elde edilir. Bu kozalardan da tel şeklindeki ipek lifleri çıkarılıp ham ipek üretilir.

 

Mikroskop altında çekilmiş bu organizma bir Milbe’dir. Halk arasında Kene olarak bilinir. Biyologlar, Dünyada 50 bin tür milbe’yi sınıflandırabilmiştir. Biyologlara göre Dünyada 500 bin tür milbe yaşamaktadır.

 

Poecilotheria metallica, örümcekgiller familyasında Poecilotheria cinsine bağlı bir örümcek türüdür. İlk olarak Hindistanda ki Gooty isminde bir kasabada 1987 yılında görülmüştür. Ancak sonraki yıllarda Hindistanın bir çok bölgesinde ve Sri Lanka’da da bulunmuştur. Oldukça zehirli bir türdür. Tek bir ıssrışta avını bir kaç dakika içinde önce felç geçirterek öldürür. Renkleri genellikle fotoğrafta görüldüğü gibi mavi mor arası bir renktedir. Ancak rengine aldanmamak lazımdır. Ortalama 10-12 yıl yaşamaktadırlar. Ancak dişileri daha fazla yaşamaktadır. Yetişkinlerin boyları 2-4 cm arasında değişir. Genellikle böcek, çekirge, fare gibi canlılarla beslenmektedir.

 

Çirkin Balık (the blobfish), Scorpaeniformes takımına bağlı bir balık cinsidir. Şuana kadar sadece 2 türü bulunmuştur. Genellikle Avustralya açıklarında ki derin sularda yaşadığı görülmüştür. 600 metre ile 1200 metre arasında yaşayabilmektedir. Rengi ve görünüşü itibariyle çirkin balık olarak isimlendirilmiştir. Yengeç karides, istiridye gibi canlılarla beslnediği düşünülmektedir. Nadirende olsa balık ağlarına takılmaktadır. Ancak eti lezzetli olmadığından pek tercih edilmemektedir. Vücut ağırlığı 4-6 kg arasında değişmektedir. Boyları ise bazen yarım metreyi bulmaktadır. Pullu olmayan, Sert ve kalın bir deriye sahiptir. 1926 yılında keşfedilmiştir.

 

Şeffaf kelebekler, fırça ayaklı familyasına bağlı greta cinsi bir kelebek türüdür. Kanatlarının %70’e yakın bir oranda şeffaf olması nedeniyle bu isim verilmiştir. Orta ve Güney Amerika’da yaygın olarak yaşarlar. kanatsız vücut uzunluğu 2-2,5 cm arasında değişirken kanat uzunlukları 5,5-6 cm arasında değişir. Çeşitli renklerde bulunmakla beraber çoğunlukla kırmızı ve kahverengi renk düzenine sahiptirler. Ortalama ömürleri 1 ay civarındadır. Ancak tırtıl zamanları 5-6 ay sürebilmektedir. 

 

İnsan dilinin mikroskop altındaki görüntüsü. 

 

Bir çift ayakta yaklaşık 250.000 ter bezi vardır. Bunlar günde yaklaşık 0,25 litre ter salgılar. Her bir ayağımızda 26 kemik, 33 eklem, 107 bağ ve 19 kas vardır. Yürürken tüm vücut ağırlığımızı serçe parmağı hariç diğer 4 parmağımıza verdiğimiz için ayak serçe parmağımızı evrimsel süreçte giderek körelmiş organ sınıfına girdiğini ve en sonunda yok olacağını biliyor muydunuz?

 

Dünyanın en tehlikeli canlı organizması sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır. Bugüne kadar sivrisineklerin vücutlarında 100’e yakın virüs tespit edilmiştir. Bunlardan 60 tanesi insanları hasta eden virüslerdendir.

 

Dünyanın en hızlı kara hayvanının Çita olduğunu ve hızının saatte 112 km’ye kadar ulaştığını,

Dünyanın en hızlı uçabilen hayvanının Boğazlı Kırlangıçlar olduğunu ve Boğazlı kırlangıçların uçmaya başladıkları andan itibaren hızlarının 3 saniye içinde 128 km/h’e ulaşmaktadır.

 

Jüpiter, Güneş sisteminin en büyük beyzbol sopası görevini üstlenmiştir. Peki bu ne anlama geliyor? Jüpiter güçlü kütle çekim kuvvetiyle Güneş Sistemini giren her türlü kuyruklu yıldız ve asteroiti ya yörüngesini değiştirerek fırlatıyor ya da kendi içerisine alarak o gök cismini yok ediyor. Eğer Jüpiter olmasaydı Dünyaya sürekli asteroit ve kuyruklu yıldız çarpacağından yaşam asla var olamazdı. Yani Jüpiter, Dünyanın koruyucu meleğidir. 

 

Bir devekuşunun gözu beyninden daha büyüktür. 

 

Ateş böcekleri, yalnızca çiftleşme dönemlerinde ışık yayarlar. Dişilerini etkilemeye çalışan erkek ateş böcekleri yalnızca karın bölgelerinde bulunan özel bir proteini çiftleşme döneminde vücut sıcaklığını 80 C kadar çıkararak muazzam bir ışık yayarlar. Bu sayede Dişi ateş böceği en çok ışık yayan erkek ateş böceğinden etkilenir ve onunla çiftleşir. Çiftleşmeden sonra erkek ateş böceği aşırı ısıdan dolayı deformeye uğrayarak kısa bir süre sonra hayatını kaybeder… Ancak kurtcuk dönemlerinde hem erkek hemde dişi ateş böceklerinin ışık yaymasının nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. 

 

Mürekkep şapkalı mantarlar, Dünya’nın birçok yerinde bulunan mantarlardır. İnsanların tahrip ettiği alanlarda (özellikle yağışlı) sıkça bulunurlar. Herhangi bir zararı bulunmadığı için yenebilir ve gayet sağlıklıdır. Genellikle Fransa ve İtalya’da bu mantarlardan çeşitli soslar yapılarak yemeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu mantarların tüketilip yanında alkol alınması mide bulantısı, kusma ve baş ağrısı yapabilir.

Mürekkep şapkalı mantarların, mürekkep üretmesinin sebebi ise mantarın şapka kısmının içerisinde üretilen sporlardan kaynaklanmaktadır. Üretilen bu sporlar (mürekkep), şapkanın altında bulunan kapakçıkların açılması dahilinde serbest kalır. Fotoğraf ise sporların serbest kalması esnasında çekilmiştir. 

 

BİLİM BOŞ DURMUYOR: KELLİĞE KALICI ÇÖZÜM YOLDA

Japon bilim insanları kök hücrelerden ürettikleri kıl foliküllerini bu farenin kılsız derisine yerleştirdi. Bir kaç hafta sonra farenin derisinde kılların büyümeye başladığını gören bilim insanları, yaptıkları araştırmanın üç yıl sonra insanlar üzerinde de hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Tokyo Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, ilk kez laboratuvar ortamında kök hücrelerden üretilen kıl folikülleri kullanıldı. Kel farelere laboratuvar ortamında nakledilen kök hücre tedavisin başarılı sonuçları ise sadece 3 hafta gibi kısa bir sürede gün yüzüne çıkıyor. 

 

Araştırmacılar, küçük altın parçacıkları ve bir çeşit reçineyi kullanarak, elektronik deriye (e-skin) entegre edilebilecek yeni ve biçimlendirilebilir biyosensör üretmeyi başardılar. Protez organlara yapay deriler eklendiğinde, ampütasyonlu kişiler deri yoluyla dokunma ve hissetme duyularına tekrar sahip olabilecek. 

Geliştirilen sensörün asıl özelliği üç farklı veriyi birlikte değerlendirebiliyor olması. Mevcut elektronik deriler yalnızca dokunma hissinin oluşumuna olanak veriyorken yeni geliştirilen elektronik deri, aynı gerçek deri dokusunun yapabildiği gibi, eş zamanlı olarak dokunma, nem ve sıcaklığı hissedebiliyor. Bunun yanı sıra, yeni geliştirilen elektronik derilerin sağladığı dokunma hissi öncekilere oranla en az on kat daha hassas bir yapıya sahip. 

 

San Antonio kenti hayvanat bahçesinde iki başlı bir kaplumbağa doğdu. 18 Haziran’da dünyaya gelen bu iki başlı kaplumbağaya ”Thelme” ve Louise” isimleri verildi.

Kaplumbağayı sergileyenlerden zoolog İyuri Juravliyov, hayatta kalması mucize olarak nitelendirilen kaplumbağanın iki başı, iki kalbi, önde dört ayağı, arkada iki ayağı ve tek bağırsağının bulunduğunu belirtti. Bu durum literatürde ”polycephaly” olarak geçmektedir.

 

PEMBE YUNUS (Amazon River Dolphin)

Pembe nehir yunusu, (Inia geoffrensis) Amazon Nehri ve Orinoco Nehri arasında bulunan bir tatlı su nehir yunusudur. Pembe yunusların renginin diğer yunuslardan farklı olmasının sebebi ise melanin pigmentinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki yapılan yanlış avlanmalar ve yaşam alanlarının daralması sonucunda IUCN tarafından hassas koruma programına dahil edilen bir türdür. Ayrıca Pembe yunuslar ile ilgili eski zamanlardan bu yana birçok mitolojik unsurda bulunmaktadır.

 

FİLİPİN KARTALI (Pithecophaga Jefferyi)

Görseldeki canlı, Dünya’nın en büyük ve en güçlü kabul edilen kartalı unvanına sahiptir. Ne yazık ki böylesine enleri olan bir canlı, günümüzde nesli tükenme gibi büyük bir tehdit ile karşı karşıyadır. Neslinin tükenme sınırına gelmesinin en büyük sebebi ise, doğal yaşam alanlarının (ormanların) azalmış olmasından kaynaklanmaktadır. 2010 yılında doğal korumaya alınan Filipin Kartallarının, uzmanlara göre günümüzde 180-500 tane olduğu düşünülmektedir.

 

Pelochelys Cantorii

Görseldeki canlıyı ilk gördüğünüzde photoshop ürünü diyebilirsiniz. Ancak görseldeki canlı ”Pelochelys Cantorii”dir. Bu canlının latince isminin Türkçe olarak tam bir karşılığı yoktur. (Kabaca İngilizce Çevirisi: Büyük Yumuşak Kabukluğu Kaplumbağa’dır.)

Kamboçya’ya özgü olan bu su kaplumbağası 2 metreye kadar büyüyebilmektedir. Bu su kaplumbağası, günde sadece 2 kez nefes almak için su yüzüne çıkmaktadır. Su yüzüne 2 defa çıkan deniz canlısı; bütün gün kumun altında hareketsiz olarak durur ve sadece belirli saatlerde avlanır. Bu deniz canlıları üzerinde yapılan araştırmalarda günde sadece %5 oranında hareket ettikleri gözlemlenmiştir. 

 

MAHKUM BALIĞI (Archosargus Probatocephalus)

Vücudunda bolca siyah çizgiler bulunduğundan dolayı halk dilinde mahkum balığı olarak geçmektedir. Görselde de gördüğünüz gibi mahkum balığının dişleri, bizim dişlerimiz ile oldukça benzer bir yapıya sahiptir. Dişlerinin bu yapıda olmasının en büyük sebeplerinden biri ise evrimsel süreçteki kabuklu ve kıskaçlı deniz canlılarını öğütme ihtiyacından dolayıdır.

Mahkum balıklarının da tıpkı bizler gibi kesici, öğütücü ve azı dişleri bulunmaktadır. Genellikle Atlantik sahili boyunca bulunan ender canlılardan bir tanesidir.

 

Volkanik dağların olduğu bölgelerde açığa çıkan volkanik patlamalarda, atmosfere çokça kül ve toz bulutları açığa çıkmaktadır. Atmosferdeki elektriklenme (iyonize bulutların aktif rol oynaması) sonucunda, atmosferde büyük çaplı gerilmeler olur. Bu yüzden volkanik dağlarda bu kadar değişik renkte bulutlar ve şimşekler görülür. 

 

ÇÖL YAĞMURU KURBAĞALARI (Breviceps Macrops)

İsminin tam olarak Türkçe karşılığı bulunmayan farklı bir canlıyı sizlerle paylaşmak isterim. Çöl yağmuru kurbağaları, yağmur yağdığında vücutlarındaki keselerine bu suyu depo ederler ve gün boyunca keselerindeki suyu kullanırlar. Oldukça tatlı ve şirin olan (kişisel yorumum) bu canlılar, genellikle Güney Afrika’da sulak bölgelerde bulunurlar. IUCN tarafından kırmızı listeye alınan bu canlı türünün nesli ne yazık ki tükenmek üzeredir. 

 

DÜNYA BAKTERİLERİN OLDUĞU BİR BALONUN İÇERİSİNDE!

Bilim insanları, yapmış olduğu araştırmalar sonucunda bakterilerin Dünya’mızı boydan boya çevrelediği keşfedilmiştir. Planet Earth, ekibinin yaptığı bu çalışma sonucunda bakterilerin 33.000 feet (10.0584 metre) yükseklikte bile aktif olarak bulunduğu tespit edilmiştir. Yüksek noktalarda oksijenin az olması, soğukluk ve Ultraviyole ışınlarının artışına rağmen bakterilerin nasıl yaşadıkları hala merak konusu. 

 

Dünyanın En Eski Peyniri..!
(Archaelogy.org, 20.03.2014)

Çin’in Taklamakan çölünde bulunan bir mumyanın dişi arasında bulunmuş bu peynir tam 3600 yıllık.

Archaelogy.org adlı bilim sitesinde yayınlanan bir araştırmaya göre Çin’in Taklamakan çölünde bulunan bir mumyanın boynu ve göğsü üzerinde garip tanecikler olduğu tesbit edilmiş ve analizlerde bu taneciklerin peynir parçaları olduğu saptanmıştır. Bu saptamalar, araştırmacılar tarafından sadece bulunan en erken peynir değil ayrıca antik teknolojinin bir kanıtı olarak da gösterilmektedir. Düşük laktozlu peynir; maya, ve süt içerisinde kullanılan aperatif bakteri kombinasyonu ile yapılmıştı. 

 

“Siyam” yani yapışık ikizler. Malformasyonu ile iki omurgalar, iki üst ve iki alt ekstremite ve bir kafa birleşmiş haldedir. Bazı ufo siteleri bu tarz iskeletleri Dünyaya gelmiş uzaylılar olarak göstermektedir. Ancak böyle bir durum söz konusu bile değildir. Bulunduğu yer: Halle (Almanya)

 

Uluslararası Uzay istasyonunda görevli japon astronot Koiçi Wakata tarafından çekilmiş Marmara bölgesi görüntüsü. Fotoğrafta Dünyanın en büyük 7. metropolü olarak kabul edilen İstanbul hemen göze çarpıyor.
”Twitter ‘ın kapatıldığı gün uzaydan tweetlemişti bu resmi ve yer üssünden cevap olarak ”maalesef Türkler gönderdiğin resmi göremiyor ” denmişti kendisine”[/b]

Şekliyle görenleri hayrete düşüren insan balığı, aynı zamanda dünyanın en uzun süre yaşayan canlılarından biri olma özelliğini taşıyor. Ancak bilim dünyası balığın uzun ömrünün sırrını bir türlü çözemiyor.Hem karada, hem de suda yaşayabilen (amfibi) “insan balığı”, lakabını kaygan derisi ve boru şeklindeki vücudundan alan 30 santimetre uzunluğunda bir semender.

Oldukça ilginç bir görünüme sahip olan “insan balık”, suyun altında daha da ilginç bir özellik kazanıyor. Çünkü bu balık suyun altında tam 100 yıl hayatta kalabiliyor. Bu süre, amfibi hayvanlar için biçilen en uzun ömür olarak biliniyor.

İki farklı göz rengine sahip Samoyed cinsi sibirya kurdu.

6 haftalık iken anne rahminde (uterus’unda) ölmüş bir insan embriyosu (fetusu)… 

M.Ö. 600’de Antik Mısır’da yapılmış bir başparmak protezi..! Protez o dönemde yaşamış Mısırlı bir zengin tüccara ait.

Yaprak bitlerinin yediği bir yaprak tanesi… 

Nikolai isimli eğitimli morsun doğum günü için hazırlanan balık hediyesine verdiği inanılmaz tepki.. 

İçtiğimiz her damla suyun milyarlarca yıllık bir yaşta olduğunu ve asteroidlerin bünyesinde trilyonlarca kilometrelik yolu katederek Dünyamıza ulaştığını biliyor muydunuz?

Florida’da bulunan Franklin Enstitüsünde yıldırımların hangi şartlarda oluştuğu ve yıldırımların oluşmadan önce saptanması gibi konular üzerine güzel ve bir o kadar tehlikeli araştırma yapılıyor. Bu araştırmanın olumlu sonuçlanması dahilinde hava şartlarının analizi ve hava tahminlerinde çok daha doğru sonuçlar alınabileceği düşünülüyor. Yıldırımların bu kadar çok dağınık olmasının sebebi, yapılan yıldırım üretme deneyinde ortamda çok fazla rüzgar bulunmasından dolayıdır. 

Yumurtayı döllemek için yarışan spermlerde kazananı belirlemeye yardımcı yeni bir özellik daha keşfedildi. Sperm hücresinin aktifliği yumurtanın döllenebilmesi için gerekli olan en önemli özelliklerden biridir. Aktif olan sperm diğerlerinden hızlı davrandıktan ve yumurtaya ulaşmak için gerekli yolu kattektikten sonra kendi genetik materyalini sonraki jenerasyonlara aktarabilir.

Bilim insanlarının farelerde yaptığı ortak çalışmaya göre, sperm hücresinde üretilen protamine isimli iki çeşidi bulunan proteinlerin oranının, sperm hücresinin yüzeyinde yapısal değişiklikler meydana getirdiği bulundu. Yapısal değişikliklerden en önemlisi ise spermin baş kısmının pürüzsüz hale gelerek daha dinamik hareket etme özelliği kazanmasıdır. Bu özellik proteinlerin spermin genetik materyalini küçülterek onu daha yoğun hale getirmesi ile meydana gelir. Protamine proteinlerinin oranının evrimsel olarak bireyden bireye aktarıldığı tahmin ediliyor. Çünkü, sperme aktiflik kazandıran bu özellikle birlikte sperm yumurtayı daha hızlı bir şekilde bulacak ve döllenme ihtimali de artacaktır.

İlgili makale; Lüke, v.d., Proc. R. Soc. B, 2014, doi:10.1098/rspb.2013.3359

Bilinen En Büyük Böcek Türü

Dev Malezya Çekirgesi olarak bilinen tür şu ana kadar bilinen en büyük böcek türü olma özelliğini taşıyor. Bu böceklerin boyları 15 cm’ye kanat açıklıkları ise 25 cm’ye kadar büyüyebiliyor. Erkeklerin birbirlerine sürtündüklerinde cırlama şeklinde ses çıkarma organları mevcuttur ve bu sesi dişilerin ilgisini çekmek için çıkarırlar. Bu türün tüm üyeleri yaprak yemezler, etobur olan diğer böceklerle beslenirler.

Çakal Eriği

Çakal Eriği (Prunus spinosa), gülgiller (Rosaceae) familyasından, anayurdu Avrupa olan, ayrıca başka bölgelerde de yetiştirilen dikenli çalı. Türkiye’nin kuzey, batı ve güney bölgelerinde kendiliğinden yetişir. Genellikle 3,5 m’ye kadar boylanabilen çakaleriğinin çok sayıda küçük yaprağı vardır; yaklaşık 2 cm çapındaki beyaz çiçekleri yapraklardan önce açar. Gene 2 cm çapındaki koyu mor renkli, yuvarlak ve hafif ekşimsi buruk tattaki meyveleri bazı alkollü içkilerin yapımında kullanılır. Ayrıca meyvelerinden müshil, çiçeklerinden ise idrar artırıcı ve kurt düşürücü olarak yararlanılır. 32 kromozomlu bir DNA yapısına sahiptir. Bol miktarda A ve B3 vitamini yer alır.

Sabunun mikroskopta görünümü.

Bir değişim hikayesi:Yumurtadan Civcive

Bundan sonra yumurtadaki nokta şeklindeki pıhtıyı yiyemeyebilirsiniz 🙂

“Deniz Domuzu”

Deniz ineği familyasında sınıflandırılmış bir hayvan türüdür. Dugonglar ile karıştırılmamalıdır. Domuzlara benzerlikleri ile dikkat çekmektedir. 2008 yılında Antartikada araştırma yapan bir Yeni Zellandalı araştırma ekibi tarafından tesadüfen keşfedilmiştir. Deniz dibinde oldukça derin bölgelerde yaşamaktadır. Otçul bir canlıdır. Anatomisi incelendiğinde balıklarla aynı fizyolojik özellikleri göstersede balık değildir. Deniz tabanında sürünürcesine hareket ettiği düşünülmektedir. Solungaçları ile nefes almaktadır. Hakında halen çok az bilgiye sahibiz. 

Fotoğrafta Bitki köklerinin suları temizlemesiyle ilgili yapılmış basit bir deney görülüyor;
– Birinci bidonda çim ekili,
– İkincisinde sadece kurumuş yapraklar ve bazı ölü bitki kökleri var.
– Üçüncü bidonda ise sadece kuru toprak,
Her bidona eşit miktarda su aynı anda konduğunda 1. bidonda en temiz su elde ediliyor. Eğer temiz su içmek istiyorsak, temiz hava solumak istiyorsak bitkilere muhtaç olduğumuzu unutmayalım…

Bu fotoğraf, 11 Nisan 1989 (yani 25 yıl önce bugün) tarihinde NASA’nın insansız uzay aracı Voyager 2 tarafından çekilip, Dünyaya iletilmiştir. Fotoğrafta arka planda gaz devi Neptün ile onun en büyük uydusu Triton görülüyor.

Credit: Voyager 2 spacecraft, Triton and Neptune mission NASA-JPL

M.Ö.800 yılında öldüğü belirlenen Mısırlı bir tüccara ait olduğu düşünülen bir kafatası. O dönemde Mısırlı doktorlar çağının ileri seviyesinde cerrahi ameliyatlar yapabiliyorlardı. Bu kafatası da en güzel örneklerden biridir. 

Yapay uterus (rahim) içinde üretilen bir keçi yavrusu… Keçi döllendikten sonra bu yapay rahim içine yerleştirilmiş ve yaklaşık 5 ay sonunda sağlıklı olarak Dünya’ya gelmiştir. Ancak bu yavru keçi uzun süreli olarak yaşayamamıştır. Araştırmayı Japonyadaki Tokyo Üniversitesi yürütmüştür.

Nakil öncesi özel hijyenik küvezde bekletilen insan kalbi… 

Uzaya donmuş halde su ve organik madde fışkırtan Enceladus gayzerlerinin gerçek görüntüsüdür. Fotoğraf, NASA’nın insansız uzay aracı Cassini tarafından 2009 yılında çekilmiştir. Çapı yalnızca 500 km olan Enceladus, Güneş sisteminde Dünya ve Europadan sonra bünyesinde su barındırdığı kesinleşen 3. gökcismidir. 



CEVAP VER

Lütfen Aşağıdaki CAptcha Uygulaması ile yorumunuzu işaretleyerek doğrulayın.