Dünyadaki en ünlü seri katiller.

0
475

  

ALBERT HAMİLTON FİSH 
ABD’li Seri Katil, Yamyam. 
Azılı yamyam Fish’in toplam 100’den fazla cinayet işlediği sanılmaktadır. “”Bilinen en yaşlı seri katil özelliğindedir”” 
1875 yılında babasının ölümünden sonra, kimsesiz çocukların bakıldığı bir çocuk bakımevine yerleştirilen Albert Fish, yedi yaşına kadar kaldığı bu kuruma uyum sağlayamadığı için ruhsal yapısı bozuldu. 
Annesinin yanına cinsel istismara uğradıktan sonra aşırı baş ağrılarından yakınan Albert Fish, lise öğreniminin ardından bir yandan gezip bir yandan geçici işlerde çalışmaya başladı. 1882 yılında eşcinsel eğilimleri ortaya çıktı. Küçük suçlara bulaşan Fish, 1910 yılında ilk kez cinayet işledi. Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu. Dine olan eğilimi belirginleşti. 
Genellikle küçük ve savunmasız çocukları kurban seçen (Ben: Genelde küçük zenci çocukları kaçırıyor) 
Albert Fish, cinayetlerinde mutlaka işkenceler uyguluyor, [tecavüz] ediyor, etlerini yiyor, kurbanlarına acı çektirmekten büyük zevk duyarak, bunları din adına yaptığını düşünüyordu. 1920 yılına kadar yaklaşık 15 cinayet işlediği varsayılmaktadır. 
Seri katil, aynı zamanda kendi kendisine de çeşitli işkenceler uyguluyor, kendi idrarını içip, çivili sopayla kendini dövmek, kasıklarına iğne batırmak gibi cinsel ve fiziksel işkencelerle kendi günahlarını cezalandırdığına inanıyordu. İşkence yaptığı ve öldürdüğü çocukları “tanrıya verilen kurbanlar” olarak düşünüyordu. 
1898’de evlendi ve altı çocuk sahibi oldu. Karısının başka biriyle kaçarak kendisini terketmesinden sonra başka kadınlarla da birlikte oldu. “Gri adam”, sürekli adres değiştirdi, her gittiği yerde yüzlerce çocuğu taciz etti, ve bazılarını öldürdü. 
1928’de Budd ailesiyle yakınlaşan Fish, onların güvenini kazandıktan sonra küçük kızları Grace Budd’ı, yeğeninin doğum günü eğlencesine götürmek bahanesiyle kaçırarak boş bir eve götürdü. Grace’in cesedini parçalayan Fish, bazı parçaları kaldığı pansiyona getirdi ve dokuz gün boyunca hiç dışarı çıkmadan bu parçaları pişirip yiyerek mastürbasyon yaptı. Daha sonra kaçmaya başlayan Fish, 1934 yılında kendi hatası yüzünden, kendisini yakalamayı kişisel bir konu haline getiren polis William King’in eline düştü. “Brooklyn Vampiri”, Budd ailesine, kızlarını nasıl öldürüp yediğini anlatan mektuplar göndermesi nedeniyle yakalandı. 
1935 yılında yargılanmasının sonunda deliliğine kanaat getirildiyse de elektrikli sandalyede idam cezasına çarptırıldı. Kararı duyunca “Hiç tatmadığım bu büyük zevki tatmaktan mutlu olacağım” açıkladı. Albert Fish’in idam cezası, 16 Ocak 1936 tarihinde Sing Sing hapishanesinde elektrikli sandalyede infaz edildi. 

  

Andrei Chikatilo 
Rostov canavarı 
Doğum: 16 Ekim 1936, Sumi Oblastı, Ukrayna 
Ölüm 14 Şubat 1994, Novoçerkassk, Rusya 
Andrei Chikatilo tam anlamıyla vahşi bir katildi. Asla kendini kontrol kaygısı taşımadı. Hiçbir özen ve özel ritüel olmaksızın acı çektirdiği kadınlara hakimiyet kurmak kaygısıyla hareket ediyordu. İktidarsızdı. Tecavüz etmeye çalıştığı kadınlarda ereksiyonu sağlayamayınca çılgına dönüyor dişleriyle meme uçlarını koparmaya varan şiddet gösterilerine girişiyordu. Çoğu zaman kurbanı boğuyordu. Önceleri bunun için kurbanlarının eşyalarını kullanırken öldürdüğü kadın sayısı arttıkça yanında ip, vazelin, bıçak dolu ufak bir iş çantası taşımaya başladı. Chikatilo’nun tek derdi defalarca bıçakladığı ki özellikle yüzlerini parçalıyordu, bazı uzuvlarını kestiği kadınların yanında mastürbasyon yapabilmekti. 
Sapkın cinsel davranışlar konusunda bazen dayanılmaz, zaptedilemez bir deliliğin içine giriyorum. Davranışlarımı kontrol edemiyorum. Bunun nedeni de çocukluğumdan bu yana kendimi tam anlamıyla gerçek bir erkek gibi hissedemeyişimdir. 

  

Edmund Kemper 
Doğum 18 Aralık 1948 
Ekim 1973 tarihinde ömür boyu hapse mahkum 
25 yaşındaki Edmund Kemper Pueblo Colorado’daki arabasından çıktı ve Santa Cruz polisini aradı.Onlara öldürdüğü 8 kadını anlattı.Hattın öbür ucundaki polis ona inanmadı ve tekrar aramasını söyledi, o da aradı ama hala polisi ikna etmek de başarılı olamamıştı. Böylece tekrar ve tekrar aradı.Her arayışında kurbanlarını nasıl öldürdüğü ve cesetleri ne yaptığı hakkında daha fazla detay verdi. 
Sonunda Santa Cruz polisi onu yakalamak için 3 eyalet boyunca araba sürdü, Kemper oturup tutuklanması için bekledi. Clarnell Kemper, oğlunu ve 2 kızını tek başına yetiştirmişti ve küçük Edmund katı disipline maruz kalmıştı.İddia ettiğine göre sürekli küçük düşürülüyordu. Kemper, ilk gençlik yıllarında ailenin 2 kedisini öldürdü. 
Gün içinde sık sık bir insandan oyuncak bebek yapmayı hayal ediyordu.İlk cinayetini 15 yaşında, büyük annesi ve babasıyla yaşamaya gönderildiğinde işledi.Her ikisini de 1963’ün Ağustos’unda öldürdü.Bu cinayetler için açıklaması da:Sadece büyük annemi vurmanın nasıl hissettiriceğini merak ettim. 6 sene akıl hastanesine konuldu. 
Mayıs 1972 ve Şubat 1973 arasında otostop çeken 6 tane kolej öğrencisi kızı arabasına aldı ve öldürdü.Genelde vurur yada bıçaklar sonra onları bagajda saklardı.Annesi uyudukdan sonra da onları eve getirir ve onların cansız bedenlerine tecavüz ederdi. Bazen etlerini keser ve bazen de pişirip yerdi.Eylül 1972 de psikolojik değerlendirmeyi tamamladı.Artık bir tehdit oluşturmadığı için bırakıldı.1973’de Paskalya’dan bir önceki gün cinayetlerinin doruk noktası ve belkide asıl hedefi olan annesini öldürdü.O uyurken çekiçle kafatasına hızlıca vurdu ve daha sonra kafasını kesti.Gırtlağını kesip çıkardıktan sonra çöp öğütücüde parçaladı. 
Daha sonra annesinin bir arkadaşını davet edip aynı usulde onu da öldürdü.Bu cinayetten sonra arabasıyla özgür bir adam olarak son yolculuğuna çıktı.Yol onu Pueblo, Colorado’ya götürdü.Yol boyunca kimse onu aramaya çıkmamıştı .Detaylı bir itiraftan sonra 8 cinayetten mahkum edilmişti.Küçükken Kemper kendi idamını hayal ederdi.Çoğu kez boğularak ölürdü.Duruşmasında yargıç nasıl bir cezanın onun için uygun olu 
olacağını sordu .Kemper’ın cevabı ölümüne işkenceydi. 

  

Fritz Harman 
Doğum: 25 Ekim 1879 
Fritz Harman Jeffrey Dahmera çok benzer metodlar kullanıyordu. Ancak Harmanın dehşet dozu biraz daha fazlaydı. O da homoseksüel erkeklerle birlikte olmak için, yahut onlara bir içki ikram etmek, yemek sunmak için onları evine getiriyordu. Yatağa girdiklerinde kendini engelleyemiyor kurbanlarını elleri ile boğmaya çalışırken bir yandan da adem elmalarına kadında olmayan erkeğin boğazındaki çıkıntı yapı dişlerini geçiriyordu. Her defasında kurban öldükten sonra büyük pişmanlık duyuyor yüzlerini örtüyor ve onlarla göz göze gelmemek için uğraşıyordu. 
Cesetleri bir cerrah titizliği ile parçalıyordu. Karnı yarıp bağırsakları boşalttıktan sonra göğüs kafesini kırıp iç organları çıkarıyordu. Etleri kemikten sıyırıyordu. Kemikleri derelere atıyor etleri ve elbiseleri pazarda satıyordu. Savaş yıllarıydı ve et çok kıymetliydi. İnanın bana hasta değilim. Sadece arada bir sapıtıyorum. 

  

Gary Ridgway 
Doğum: 18 Şubat 1949 
Amerikan tarihinin en azılı seri katillerinden biridir. 30 Kasım 2001`de çalıştığı Renton, Washington fabrikasından ayrılırken “Green River Katili”`ne atfedilen yedi kadının öldürülmesinden dolayı göz altına alındı. Yakalanması için yetkililer o sırada idam cezasını bekleyen ünlü seri katil Ted Bundy’den katilin düşüncelerini anlamak için yardım aldı. 4 cinayet DNA testi sayesinde ve 3 cinayet ise cinayeti işlerken yaptığı resimden dolayı onun işi olduğu anlaşıldı. 2 yıl sonra; 71 kişiyi öldürdüğünü söylemesine rağmen, 49 cinayetten dava açıldı. Ridgway 3 kere evlendi ve bir oğlu vardır. Kurbanlarının çoğunu kamyonetine bindirmek için cüzdanında taşıdığı oğlunun resmini kullanmıştır. 

Jeffrey Dahmer 
Doğum: 21 Mayıs 1960 West Allis, Wisconsin, ABD 
Ölüm: 28 Kasım 1994 Portage, Wisconsin, ABD 
Kurbanlarını ilaçla uyuşturma, boğarak öldürme, cesetle cinsel ilişkiye girme yahut tahrik unsuru olarak kullanarak mastürbasyon yapma ve son olarak cesetleri parçalama alışkanlığına sahipti. Kurban homoseksüel ilişki için eve getirilip uyuşturucu ile bayıltıldıktan sonra öldürülüyordu. Cinsel tatmin mutlaka öldürme sonrası oluyordu. Diğer katillerin aksine kurbana ölüm öncesi şiddet ya da taciz söz konusu değildi. Dahmer ölüleri seviyordu. Cesetler baştanbaşa yarılıp incelendikten sonra parçalama işlemi başlıyordu. Kanı, kokusunu, ısısını seviyordu. Parçaları asit dolu kaplarda eritiyor, sıvıları tuvalete ya da tortu oluşumları söz konusu ise kanalizasyonlara boşaltıyordu. Kurbanların cinsel organları yahut kafaları çok özel anılardı. Bu yüzden formaldehit cesetlerin bozulmadan saklanabilmesi için kullanılan tıp fakültelerinin anatomi bölümlerinin garip garip kokuyor olmasına sebebiyet veren maddedolu kavanozlarda saklanıyorlardı. 
Dahmer cinayetin her aşamasını fotoğraflıyordu. Bu polaroidler onun için daha sonra porno dergi niyetine kullanılıyor hatta duvarlarını süslüyordu. Bir keresinde kafa iyice haşlanıp etlerinden sıyrılıp griye boyanarak aksesuar haline getirilmişti. Dahmer araştırmacı bir sapkındı. Kurbanlarına garip maddeler enjekte ederek etkilerini inceliyordu. Lobotomi kafatasının delinip beyne müdahale edilmesi uygulaması ile bir kurbanının beynine tuzruhu enjekte etmiş ve kurbanın birkaç gün yaşamasına izin vermiştir. 
Yaptıklarımı herhangi bir insanın yapmış olacağına inanmak zor. Ama biliyorum ki ben bunları yaptım. Yaptıklarımın sebebi nefret değildir. Hiç kimseden nefret etmedim. İnanıyorum ki yüce tanrı beni günahlarımdan arındıracak. 

  

  
John Wayne Gacy 
Katil Palyaço 
Doğum: 17 Mart 1942’de Chicago 
On bir yaşında başına yediği bir darbeden sonra, kendini kaybettiği anlar yasamaya bağlamıstı. Zayıf karakterli biri olarak tanınıyordu. Sürekli yalan söylüyordu. İkinci karısından boşandıktan sonra evine davet ettiği oğlanlara tecavüz edip öldürmeye basladı. Bunların yirmi yedisini evinin altina ve civarına gömmüstü. Kurbanlarının kimiyle öldürmeden önce kimiyle de öldürdükten sonra ilişkiye girmiştir. Sağ bıraktığı kurbanlarından biri onun pesine düştü ve Gacy tutuklandı. 
Son zamanlarını hapishanedeki hücresinde resim yaparak geçirdi. 
Çocukları kendine hedef seçtiğinden Amerika’nin en fazla nefret edilen seri katilidir. Bir hayır derneği adına gönüllü çalısıp çocukları eğlendirmek için palyaço kiligina giriginden adi palyaço katil Pogo The Clown olarak kalmıştır. Etrafında zengin bir is adamı ve iyi bir Katolik olarak taninan Gacy’nin evinin mahzeninde sans eseri yapılan bir araştırma sonucu 7 ceset bulunmuş, sonunda polise cinsel ilişki sırasında ve sonrasında toplam 32 erkek çocuga tecavüz edip öldürdüğünü itiraf etmiştir. 1978 yılında tutuklanmış, 1980 yılında toplam 33 cinayetten olum cezasına çarptırılmış ve 1994 yılında da iğne ile idamı gerçekleşmistir. 

  

Pedro López 
Doğum: 8 Ekim 1948 
1980 yılında dokuz ile on iki yaşları arasındaki Lopez’in öldürdüğü 53 çocuğun cesetlerinin toplu mezarı polis tarafından bulunmuştur. 1983 yılında Ekvador’da 110 genç kızı tek başına öldürmekten suçlu bulunan seri katil, komşu Peru ve Kolombiya’da kayıp 240 çocuğun daha katili olmakla itham edilmiştir.[2] Yeniden cinayetler işleyeceğine dair yemin etmesine rağmen 1998 yılında Ekvador hükümeti tarafından serbest bırakılmış ve Kolombiya’ya sürgün edilmiştir. 1999 yılı Ocak ayında yapılan bir röportajda, kendini yüzyılın adamı olarak tarif etmiştir ve iyi davranış sergilediği için serbest bırakılması gerektiğini söylemiştir 

  

Richard Ramirez 
Doğum: 21 Mayıs 1960 
Ölüm: 7 Haziran 2013, Greenbrae, Kaliforniya, ABD 
Richard Ramirez 29 şubat 1960 tarihinde meksikada polis ve sert bir baba ile çocuklarına düşkün bir ailenin beşinci çocukları olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluğunda babası abilerini ve kendisi sürekli döver ve disipline çok önem verirdi, Richard ilkokul ve lisede başta kız arkadaşları olmak üzere herkes tarafından sevilen son derece yakışıklı, arkadaş canlısı ve espirili eğlenmeyi seven birisi olarak hatırlanıyor. Vietnam’da savaşmış manyak kuzeni savaş sırasında öldürdüğü işkence yapıp tecavüz ettiği kadınların resimlerini ona gösterip ona hikayeler anlatıp duruyordu.

Birlikte ara vermeden uyuşturucu kullanmaya başlamışlardı genç richard sosyal hayattan tamamen silinmiş arkadaşlarının yanına uğramayan birisi haline gelmeye başlamıştı. Sonrasında kuzeni gözlerinin önünde karısını silahla öldürürken kanlar richardın yüzüne bulaşmıştı. Bu onu iyice değiştirmeye başlamıştı. O Dost canlısı çocuk sessiz ve garip davranmaya geceleri mezarlıkta uyuyarak hayatına devam ediyordu. 18 Yaşına geldiğinde onda ki bu uyuşturucu bağımlılığı onu mahvediyordu ve suça itmeye başlamıştı okuldanda ayrılmıştı. Soymak için girdiği bi evde duş alan kadına arkadan saldırıp tecavüz etmişti evden çıkmak üzereyken kadının kocası eve girip onu öldüresiye dövüp polise teslim etti. Dava düştüğünden ramirez tekrar serbest kalmıştı.. Evine döndüğünde babası ve annesi onu bizi ve ailemizi utandırdın diyip evden kovduğundan 18 yaşında zor olan ve sokaklarda devam eden hayatı başlamıştı. Genelde sokaklarda kalıyor uyuşturucu kullanıyor ve satıyor araba hırsızlığından sürekli hapise girip çıkıyordu Metal müziğe ve Satanizme ilgi duyuyordu. 2

4 yaşına geldiğinde 14 insanı öldürüp tecavüzlere ve diğer seksüel saldırılara başlamıştı.. Kurbanlarını feci şekilde dövüyordu bıçaklayarak silahla vurarak yada ağır cisimlerle öldürüyordu. Kadın kurbanlarına girdiği evlerden yada sokakta görüp arabasıyla kaçırdıktan sonra tecavüz ediyordu. Amerika 1 yıl boyunca uykusuz geceler geçiriyordu herkesi korku salmıştı.. Son kurbanları 28 yaşında ki bir kadın ve nişanlısını evine girip adamı hızlıca öldürdükten sonra kadına tecavüz ederek ve boğazını keserek öldürdükten sonra çalıntı arabasında parmak izi bıraktığından kimliği deşifre olmuştu. Ertesi gün dindar bir bölgede alışveriş yaparken tanındı uzun bi süre halk tarafından kovalanıp yakalandı ve linç edilmeye başladı, Polis zamanında yetişerek kalabalığı dağıtıp ramirezi öldürülmekten kurtardı.

Mahkemelerde korkusuzca eline çizdiği pentagramı gösteriyordu kurbanların aileleri ağlarken rahat ve soğukkanlı davranıyor onlarla ve jüriyle alay ediyordu. 1989 yılında aldığı idam cezasını hala hücresinde beklemektedir. Dünyanın dört bir yanından hayranlarıyla mektuplaşıyor başta kadınlar olmak üzere. 1:89 boyunda asla katil olamaz denilecek kadar yakışıklı ve seksi buluyorlar kendisini. Hatta bu hayranlarından birisiyle 1996 yılında hapishanede evlenmiştir.. Ramirezin henüz delil bulunamasada bir çok cinsel saldırı ve cinayette şüpheli olduğu ama itiraf etmediği düşünülüyor. 

David Berkowitz 
Dehşet, 29 Temmuz 1976’da Bronx’ta iki genç kadın bir arabanın içinde vurulmuş olarak bulununca başladı. Arabaların içindeki genç çiftler ve genelde sevgililer hedef olarak seçilmekteydi. Bir seferinde evlerinin önünde merdivenlerde oturan iki genç kadını öldürdü. Bir defasında da okuldan eve gitmekte olan genç bir kadını vurdu. Kadın dehşet içinde elindeki kitapla yüzünü kapattı. Katil ateş etti ve önce kitap parçalandı, sonra da kadının kafası. Bu saldırılar sona erdiğinde New York’lu 6 genç ölmüş, 7 genç ise ağır yaralanmıştı. 
New York’un eğlence aleminin en hareketli yıllarıydı. İnsanlar, apartman topuklu ayakkabılar, bol elbiseler giyiyor, küçük aynalardan yapılmış bir küre tavanda dönerken Be Gees müziğinde dans ediyorlar ve bu muhteşem şehrin gecelerinin tadını çıkarıyorlardı. 1976-1977 yıllarında elinde bir 44’lüğü olan biri sokaklarda dolaşıp insanlari öldürmeye başlayınca herkesin tadı kaçtı. Ve ona ‘44 Kalibrelik Katil’ adını taktılar. 
Yine çifte cinayetin işlendiği bir mekanda polis, uzun ve saçmalıklarla dolu bir not buldu. “Ben Sam’in oğluyum. Küçük bir veledim.” O andan itibaren bu acayip lakabıyla anılmaya başlandı. 
13 ay boyunca şehir korkunun pençesinde kıvranırken polis herhangi bir şey bulamadı. Olayın çözülmesi 35 dolarlık bir park cezası sayesinde gerçekleşti. Bir çift vurulduğu zaman bir tanık olay yerinden bir aracın uzaklaştığını görmüştü. Önemli olan ise bu araca park cezası kesilmiş olmasıydı. Bilgisayar kayıtlarından Yonkers’ta yaşayan tombul suratlı bir postahane görevlisi olan David Berkowitz olduğu tespit edildi. Adamı yakaladıklarında arabasının bagajında bir cephanelik buldular. Sam’in Oğlu bir katliam planlıyordu. Long Island’da bir diskoya intihar saldırısı yapacaktı. Temmuz 1976 – Mart 1977 arasında faaliyet gösteren David Berkowitz, ufak tefek olup paranoyak ve şizofrendir. Mahkeme akli dengesinin yerinde olduğuna karar verip 365 yıl hapse mahkum etmiştir. 
60’lara damgasını vuran seri katil Charles Manson ise, 70’lerin ki de David Berkowitz’dir aslında. Oysaki kendisi uzunca bir süre hak ettiği ilgiden yoksun kalmıştır ve alt kültürde bıraktığı derin iz ancak ’90 sonları gibi yüzeye çıkmaya başlamıştır. Summer of Sam filminde, sevimli, tombul ve sürekli gülümseyen bir yüzü vardır. Ama cinayet işlerken de gülen bu sevimli yüze fazla güvenmemek gerekir. 
Caninin Kurbanları ve Cinayet Tarihleri 
29 Temmuz 1976 – Donna Lauria (18) Jody Valenti (19), 23 Ekim 1976 Carl Denaro (20), 26 Kasım 1976 – Donna DeMasi (16) Joanne Lomino (18), 30 Ocak 1977 – Christine Freund (26) John Diel, 8 Mart 1977 – Virginia Voskerichian (19), 17 Nisan 1977 – Alexander Esau (20), and Valentina Suriani, (18), 31 Temmuz 1977 – Stacy Moskowitz (20) 
1986 yılında David Abrahamsen tarafından yazılan “Confession of Son of Sam” adlı kitap ve Summer of Sam adlı film, David Berkowitz’i anlatan eserlerdir. 

  

Ted Bundy 
Doğum: 24 Kasım 1946, Burlington, Vermont, ABD 
Ölüm: 24 Ocak 1989, Raiford, Florida, ABD 
Ruhsuz ama zekiydi, güzel giyinen ve kadınların ilgisini kolayca çeken bir cazibe sahibiydi. Gayrı meşru olarak doğmuştu ve annesi bunu ondan gizledi. Çocukluğu döneminde hayvanlara işkence eder ve kız kardeşini röntgenlerdi. Kendisi 12 yaşındayken 9 yaşındaki kaybolan arkadaşını da öldürmüş olabileceği yıllar sonra gerçek yüzü ortaya çıktığında düşünülmeye başlandı. Tecavüzcü ve seri katil olarak 36 kişiyi öldürdü. Belki de yüzlercesini… Yakalandı. 24 Ocak 1989’da elektrikli sandalyede idam edildi. Hapishane duvarlarının dışında toplanan yüzlerce kişi onun idamını şampanya içerek kutladı. 
Ted Bundy’nin hayvani süper egosu ilk olarak Washington Üniversitesi’nde öğrenciyken ortaya çıkmıştı. 1974 yılı içerisinde 7 ayda 7 kadını öldürdü. Bir kadının da metal çubukla önce kafasını parçalamış ve çubuğu rahmine sokarak kalıcı beyin hasarlarına sebep olmuştu. 
Buradan ayrılıp Utah Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Salt Lake bölgesinde genç kadınlar kaybolmaya başladı. Bunların arasında polis şefinin genç kızı da vardı. Çıplak ve parçalanmış olarak bir kanyonda bulundu. 
Bundy arada bir Colorado’ya yolculuklar yapıyordu. Bu sırada Colorado civarında en az 5 kadın kayboldu. 
1976’da yakalandı. Ancak iki defa kaçmayı başardı. Birinde adliye binasında bir pencereye tırmanarak, diğerinde ise hücresinin tavanında bir delik açarak kaçtı. 
Ocak 1978’de Florida’da ortaya çıktı. Artık iyice azıtmıştı. Geceleri genç kadınların yatak odalarına gizlice giriyor ve ona işkencelerle tecavüz ediyordu. Bir kadının göğsünü koparacak kadar ve bir kadını kalçasını derince ısırdığında diş izlerinin kendisini ele vereceğini düşünmemişti bile. Florida polisi onu çalıntı bir arabada yakalayınca yapılan karşılaştırmada diş izlerinin faili olduğu anlaşıldı. 
Cinayet islemeye başladığı 1973 yılından yakalandığı 1978 yılına kadar toplam 28 kişiyi öldürdüğünü itiraf etmiştir. Ancak FBI dedektiflerine göre bu sayı 30 ile 100 kurban arasında değişmektedir. Yakalanmasına rağmen Bundy iki kez kaçmayı başarmıştır. 1975 yılında yakalandığında adam kaçırmaktan 15 yıl ceza almıştır, 1978 yılında yakalandığında ise olum cezasına çarptırılmıştır. 
İyi görünümlü bir hukuk öğrencisi olmasından dolayı birçok filme ve kitaba konu olmuştur. Örneğin Copycat filmindeki seri katil, hayranı olduğu Ted Bundy’nin cinayet sahnelerini tekrarlayarak cinayetler işler. Özellikle ilginç olan, cezaevinde kaldığı yıllarda Bundy’nin birçok kadından evlenme teklifi almış olmasıdır. 
Kurbanlarının bedenlerinde bıraktığı diş izlerinden yakalandığı söylenir. Kurnaz seri katilimiz yakalanmadan önce dişlerini kırmaya çalışmışsa da bu bir ise yaramamıştır. 
Alıntıdır

CEVAP VER

Lütfen Aşağıdaki CAptcha Uygulaması ile yorumunuzu işaretleyerek doğrulayın.